KARLIK,lı OLMAK -İlyas ÖZDEMİR
Ne güzel yıllardı..Tıs lambası ışığında ders çalışıyoruz.Anam döşşek yüzünden artan bezden bana çanta dikmişti. boynuma geçiriyordum.Silgiyi iple boynumuza takıyoduk.Silgi bulamadığımız zaman kara lastiğin topuğundan silgi kesiyorduk.O da silerken defteri simsiyah yapıyodu.Ayazlı kış gecelerinde masallar anlatılır metel satılırdı.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Tenükede mısır kavrulurdu.Dünyadan habersiz bu köyün insanları cefalı ve vefalıdydı.Asker mektuplarını okurduk.Asker karşılama vardı...Gurbetlik vardı.Gurbet türküleri vardı..Bu yoksul yaşayan insanlar bizim anamız,bizim bacımızdı.Doktor yok,ilaç yok.sebze yok,çay,şeker yok,radyo yok, atlet yok göynek dikerlerdi.İri tuzlar el değirmeninde çekiyolardı.
Sabah kahvaltısı, peynir zeytin kim bilyordu,kim yiyorduki..Gece 2 de kalkar iplemecenin dereden kızılcalandan yaya Taşovaya giderledi.Sabah ayazı soğuk soğuk yüzüme vururdu..
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Orak zamanı binbir çileyle saplar çekilir. harman sürülürdü. harman önce sulanırdi. tozmasın diye. sap saçılır düvenle bir ay sürerdi harman...iş zamanı banyo yapmayı bile unuturdu bu köyün insanları.Karasabanla çit sürerken misir çöreği ile eşi çalkaması yenirdi tarlalarda.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Harman akşam üzeri yabayla aktarılırdı. saplar dövülünce toplanırdı. som savrulması için rüzgar esmesi şart.som savrulur dene gözerden .halburdan geçirilirdi.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Gözer üstü deneye malama denirdi. içinde ezilmemiş kelleler vardı. onu çamaşur tokacıyla dövüp tavuklara yem çıkardı..
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Sıyırguyla saman toplanır samallığa iri yabayla atılırdı.samanı çiğnemek lazım.armut elma koyuyoruz içine kışın saman alırken çıkıyor.
En güzel yığını kazankafanın efendi dayı (Necip Tahsin hocanın babası yığıyo üstünkesende. Kalem gibi yığınlar.
Sap kağnıları gıcırdıyarak geliyor.Sünük mazusu çok gıcılıyo.Ormanda çalışırken gürgenin kovuğuna giren tohumluğun Alişenle şakalaşırken
Topalın mısta dayı baltayla Alişenin parmaklarını kesmiş.. Sefer dayım kağıda sarıp parmakları cebine koymuş....Perizenin eşşenin kulaklarının ikisinide dibinden kesmişler.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Tangalın evi ikikere yanıyor
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Osmanın mısta bi düzgün yığın yığamıyo illa yığına cerek dayıyo..*Vozvozu sinekçide namaz kılarken koç iki kere arkasından gakıyo.
*ilk olarak gazi ünvanıyla Küllü ye ( Reşit Ünal ın babası) maaş bağlamışlar....biz çocuğuz maaşın ne oldunu bilmiyoruz neresine bağlamışlar diye adamın heryerine bakıyorum..
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Düğünlerde yiğitbaşı Sabri çavuş ve yemek işerini Ahmet yaşar (sıçanağz) yapıyo..Yemek kazanlarının başında gerivarın kazana düşeceksiniz diye çocuklrı kovuyo.Topalın Kaya dede oluyo güldürüyor.Tayıroğlu da öyle. Mullanın Bekirn bakkalı var.sepet koltuğunda içne öteberi koymuş yumurta toplamak için evleri geziyo.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Harmanlara çerçiciler geliyo incik boncuk satıyor yumurtayla düdük satıyor.Düğünlerde gelinin yanında düşü denen kadınlar var siyah giyinmişler at sürüyolar.Kızılcalandan Ahmet esen çok güzel zurna çalıyo.
İsmail ödübek te öyle..Kırıkçukurdan Davulcu Memet ve zurnacı kadir eski mehterler..
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Tohumlun Kadir kömüş boynuzu takmış içinde çabuttan fırça ve yoğurt var.kağnının arkasına takmış.yoğurt sürünce mazu çocuk gibi ağlıyo.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Rampa inerken kağnı zor durdurulur kağnını önündeki adam ayaklarıyla dayanacak öğendereyi iki öküzünde burnuna vurarak fren yapmayı sağlamak zorunda.Arka bocurga tarafına insanlar biniyo.oklu olmasın diye.Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Akşam evlerden sesler geliyo soluk ışıkların gölgesinde yemekler yeniyo.herkes yorgun.hava sıcak ve de ağır
** Gürcünün Kaya 'ya yıllar sonra Kuzgışladan Cemal Bahara orman yaparken ağaç düşüyor.Bu iki fidan gibi insanlar rahmetli oluyor.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
İlkokulda okurken Kaytengilin Karosman (osman Yıldırm) evi yanıyor. öğretmen hepimizi götürüyor. Kış günü kar topağı yapıp ateşe atıyoruz..
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Eşşekçukurunda osman dayımın atını kurt yemiş.semer sırtında geri gidiyor..Arif serçe(Tonganın arif) iplemeceye inerken gavurun kuzda atın ayağı kayıyo ve at yuvarlanıp ölüyor.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Üstünkesende ziyenin Alinin yığınları hepsi yanıyo.dene yığılmış simsiyah.* Gerişte bir ağıl keçi bağırarak yanıyor.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
İsmail Aydın tekel binası yaparken çatıdan düşüp vefat ediyor.Karabacak (AHMET AYDIN) ölüm delüsü oldum yanim diyor.
VAYİT Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Vayit eve gidemiyo bizim çardakta postun üstünde yatıyo Kadınlar yanlarına çocuk almış gelmiyen malları aramaya gidiyo. yukarı doğru.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Ilaz Mustafa Esen 40 yıl sonra babasını buluyor.Köye getiriyor.ılazın Muharrem yukarı pınarın başında koyunun yanında çok güzel düdük çalıyo.Bizim evde karakoldan başçavuş var..öte evin penceresi açık. böyle düdük çalıyım.komutanlığı bırakırım diyor.
**Ürüşan dayının bir eşşeği var beli çukur.sıpayken binmiş o binince ayakları yeredeğerek gidiyo.Bizim evin önünden geçiyor
Orak zamanı köy çok telaşalı.birbirlerine döneşük gidiyolar.ekin biçerken beş altı kişi sıra olup geviş e gidiyo. alalm atalım diyolar türküler bağırmalar geliyo tarlalardan.Bağcılar arkadan bağlıyarak gidiyo.Ağacın dibinde kazanda pahlalu misir çorbası pişiyor.Çocuklar ipten salıncakta uyuyor.Orak sesleri şangır şungur ses geliyo.En iyi oraklar ladikte şeref cemal dandik kardeşler yazıyo.orağın sapında...mola verilince tabakadan tütünler sarılıyor. oraklar bileniyor.
Dişi ağrıyan Kurumuş pınarda Ilaz Mustafa Esene gidiyor.Karlıkderesinden Küççük memedin karısı Meryem göz den diliyle çöp alıyo.Osmanın Mısta baytar.Köyde hasta olan hayvanları o iyi ediyor.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Ev yaptıran Ömerin memetle,Çitlikte Alkazın Temeli buluyor.Selim Yılmaz duvar ustası.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Sabri çavuş her zamanki gibi lacivert ceketini giymiş.kibar kibar yürüyor.Senet işlerine Ahmet yıldız yzıyor.Muska.çocuk hastalıklarında babamı buluyolar.Üstünkesenden Efendi Dayı kışın nasıl geçeceğini biliyo.busene pelit kozağı çok kar çok yağacak diyo..
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Kırıkçukurdan Hüseyin özdemir sanduk ve boğaz ambarı ve evin iç donağı ustası.Ali yaşarda usta ev donağı yapıyor.Tohumlukgil düven yapıyor ve altını taşlıyor.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Eski muhtarlardan kazım özdemir (havus) dedem bi paket cigaraya iki günde samallık yapıyor.köyde doğum işlerinde ebe Kadirin karısı(nürü tunçun anası) bakıyor.
Öküzlere nal işini Emin Özdemir.Temel ülker yapıyo..Hacimamın derede Abbaz ve ireşitin değirmeni bide külen kızının değirmeni var.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Hacimamın derden ireyip ve bahri kap kalayı yapıyolar.ireyip tornadan çıkmış gibi ağızlık yapıyo.
* Çiftlikten Alettün Güneş (tırtıl) oğlu fehmi Amasya devlet hastanesinde vefat ediyo.ilk defa köyümüzden biri dışarda Amasyaya defnediliyo.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Hoca dayının oğlu Mahmut özdemir genç yaşta kansere yakalanıyo..tabut namaza getirilince hoca dayı ayaklarını öpüyo gözünden sicim gibi yaş dökülüyo..Hüseyin özdemir midesinden rahatsız ...yaz günü hava sıcak ebeme eme üşüyorum eteşi yak diyo sekmene oturup ellerini açarak ısınıyo....
***Tayıroğlu sergüde deneye konan kuşlara Mulla salifin ambarını görmüyonuzmu diye bağırıyo...Ağır hastalar sal ile binbir zahmetle tekelüzüye kadar götürülüyo.
***Pulus dayım (Yusuf Çelik dedesi) sonusaya ağaçtan ok yonuyo götürüyo.her hafta gidiyo.Doğan çukurundan Seyit var bişeyler biliyo yorumlar yapıyor.yaşlı bi adam. bana öğretmen çocuk cuma kaç rekattır diye soruyo...
Derlerdiki Seyitin babası Fırıncoğ kaçak mecidiye para dökmüş.zovalın kızıl ından kalıp yapıp içine kül koyarak kalıp çıkarıp para dökmüş...yakalanınca il dışına Amasyaya sürülmüş.
Biz o zaman Tokata bağlıyız.Amasyada medreseye temizlikçi girmiş.orada alim ulema hocalar.Öküzsüz araba çıkacak,gökyüzünde uçacağız.ince bacaklı sol gözü hafif ama gözlü bi adam gelecek Türkiyeyi kurtaracak Diye Atatürkü söylüyorlarmış.....Dedem diyorduki peşinden bi sürü çocuk hopluyoruz hani uçmuyok ya diyorlarmış.Fırıncoğ Alimlerden duyduğunu anlatıyormuş Ben,Yaşar,Necip,Azim.Muharrem okuyoruz.Caminin önünde bize herkes hürmet gösteriyor.
Resmi Normal Halini Görmek için Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Bayramlarda tahtambul kuruyolar ötegeçede. köy o zaman kalabalık.Bizi okuyo diye seviniyorlar.Osman dayım çok seviniyor. Yaşarınan benim yanımda duruyor hep.bize para veriyor.Yarımca yeni çıktı. göçler başladı.
***Susağın Kaya bizim evin önünde fabrikayı anlatıyor.Ocakgazı Her akşam yoğurt veriyolar,sabun,havlu veriyolar.picama veriyolar diyo .bacağını açıp picamayı gösteriyor.
***Pulus dayım.heyvah hey diyo....Ekrem ünal geliyor.elnde radyo çalarak kuzunbaşından çıkıyor. lacivert takımlı saçlarını geri taramış.başına toplanıyorlar. yarımcayı anlatıyor. Radyonun arkasındaki deliklerden içeri bakıyorum. yere yatıp Ekrem içinde adam var diyor.
***Hacilin durmuş üç pilli elektrik almış mazinin tepede peşinde dolaşıyoruz bi sürü çocuk. göğe doğru ışık uzayıp gidiyor.Durmuş bize elletmiyo. uzaktan gösteriyor.Dedimya bu köy ayrı bir dünya gibi.
Hayalleri,yemekleri,okumuşu,cahili ile özel bir köy.Karlıklının ne yapacağını önceden kestiremezsiniz.
***Eğer bilmedikleri bişey varsa onu halletmeden uyku uyumazlar.Senin ne tarafa yattığını bilirler.çoktan ölçmüşler biçmişlerdir.senin haberin yok. Bu köyü gavurlarda bozamamış.
Tarihini unuttum 72 olabilir bi kış günü okula gidiyoruz ..lapa lapa duman gibi kar yağıyo..kurumuş pınarın altında iplemeceye inecek yerde tepe gibi biyer var oranın altında pelitliğin içinde yanımdaki adamla dik inerken kızılcalandan Hasanın Ali (Ali Serçe) ye rastlıyoruz..
Okuyan oğullarından biri kitap istemiş..o da bilemediği için bir çuval kitabı sırtına yüklenmiş benim yanıma geliyomuş.Kan ter içinde adam...
Yenim bende senin yanına geliyodum dedi....bi dundara gittik kitapları döktük,seçtim....O adamın zahmeti,fedekarlığı hafızamda durur..
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Seçim var...caminin önünde anavatan partisi adayı .konuşuyor.herkes dinliyor..Partinin amblemi arı...
Adam soracağınız bişey varmı diyor..Pulus dayımın Halil Gümüş bağırıyo :Aru bizi sokarsa nolacak...Adam cevap veremiyo.. bi saattir boş konuşmuş gibi şaşırıyor...sokmaz amca diyo yavaşca.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Köyde saman sepetini bitek kızılcalandan Keltek (herkes lakabıyla anılr...ayıp olmasın..Ahmet eniştenin babası.) yapıyor..Sisli çamurlu bigün Ladiğe okula gidiyorum..Tam gavurun kuzu çıktığımız yerde Kelteğin karısı Perize Abuma raslıyom.* Elinde kötek mal güdüy heralda....beni görünce Lan yavrum sen kimsin nerden gelip nereğdiyon diyor.Abu ben havusgildenim Ladiğe okula gidiyom diyorum...Anlıyamıyo...Ne var la iledikte bazaramı gediyon... diyo...Ahmet eniştemi görürsen selam söyle diyo..
Sinekçide koyun güdüyoruz.Yıl 1967...Kaya menteş,Fahrettün yıldırım,Hasan maden,Saffet maden,Yusuf çelik var...
Sinekçinin dereyi geçince ötede tarlanın kıyısındaki meşelerin dibine eteş yakduk,ekmek yiyecok...Herkez ekmeğini çıkarıp üst üste koyuyoruz...
Ağzında somak tıkalı katık şişemizde var...koşa koşa oda yağı çıkmış şişede....çobanlar tarlada sütlü pişiriyo ama bizim öyle bir teşkilatımız yok.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Ekmekleri çıkarttık.kimi mayal ekmeği,kimi şaplak,kimi işkeve...ortaya koyuıyoruz...siyez,garuklu,arpa ekmeği,buğday ekmeği var..
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Saffet öyle bir ekmek çıkarttıki bembeyaz fırın ekmeği üstüde susamlı...ekmeği kor komaz ben kaptım ,sinekçiye aşşa kaçıyorum...Herkes peşime düştü,beni kovalıyo...ekmek elimde,bi lokma alamıyom...kaçıyorum. Hasan çitinelü ekmeğim getti diye bağırıyo...nihayet bölüştük...meğer Gıdık halam ova köylere ekmek toplamıya getmiş..getirdiği ekmeklerden saffetede vermiş.
*** Kömür kıyısında ırızanın ineğini kurtlar yemiş.Nazim esen o zaman köyde kurtları arıyo bulamıyo.nihayet almaciyazında hamidin punarının altında inini bulmuş kurt enüğünü kulağından çiviyle gürgene çakmış...enük bağırdıkça kurtlar toplanmışlar...yakınındaki gürgenin çotuluna yer yapan nazim bütün kurtları tüfekle öldürmüş.
*** Derlerdiki gavurlar bitek kocagözün oğlundan korkuyorlarmış..yiğit cesaretli bir adammış..sülalesinden kimse yok....mezarlığı taştepesinin oralarda hala kocözün mezelliğinin yanı diye söyleniyor...gavurlar çapraz ateşe alıp öldürmüşler..gavurların içinde menteşin gülanın düğününü çalan mehterde var.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
Köy aşşa köydeyken açlık ve kıtlık olmuş aşşa köyün boğazda 12 erkek kardeş varmış..hepside ölmüş..onlarında neslinden kimse yok...
*** Askerde Kazım Karabekirin ordusunda doğu cephesinde savaşan BALIK kış nedeniyle Rus ordularını zor durdurdular.bir komutan savaş meydanını arabayla gezerken karın içinde yumulmuş Balığı görüyo sağ askerin ordakalmasını istemiyo arabasına alıyo.Balığa devlet 30 kuruş maaş bağlıyo..Derlerdiki Balık paraları petninin altına saklamış,ıslandığını görünce kurusun diye güneşe sermiş bi rüzgar gelmiş,paraları uçurmuş (Ali TUNÇ un babası)
------------------------------
*** Seferberlik ilanında (1913) köyümüzden Balkan Harbi ve peşinden Birinci Dünya savaşının başlamasıyla 110 kişi cepheye çağrılmış. bunlardan 104 ü gelmemiş sadece 6 kişi köye geri dönmüştür.
*** Bu kafilede Sefer,Hüseyin ve İzzet Madenin babası Alinin şekir de vardır.boyu küçük olduğu için cephede ölülerin altına saklanıp öyle kurtulmuş.Aniden zamansız çağrılan bu 110 kiş oluklupunardan boyapınarın aşşa giderken aşka gelip yolun kıyısındaki pelitleri ellerini tarak edip bi zorlamıya sökerek karlık deresine inmişlerdir..Bir daha birbirlerini görememişler,geri dönememişlerdir.
Resmi Tıklayınız.Farenizin ortasıylada Büyütünüz.
*Vahit kayım 1977 de yurttan kaçınca karlık ilkokulunda iki ay okumuş Bekir Tunç( Mullanın Bekir) un çocuğu kaynayan pekmez leğenine düşüp öldükten sonra vayit okula bidaha uğramamıştır...
**Pulus dayımın samallığını yakıyolar ,millet oraya toplanınca evi soymuşlar.Kör Hamit geldi gece samallığın yanında millet Akamın evini soymuşlar dedi koştular.iki sanduğuda almışlar...içinde yün varmış,birini kızılcanın yanında bırakmışlar...ağzı açık sandığın...pulus dayım çardakta döşşen üstünde dövünüp duruyo....Değermiydi insanları üzmeye...cahillik. * Derlerdi ki köyün enzengini Hacı Gümüş imiş...Hacca giderken ötegeçiye doğru atın üstünden bi heybe parayı saçarak gitmiş.....
** Birde öbeş dayı vardı (Ahmet gümüş) karısına demişki galluklu yorganın ibiğini kaldudu öyle bizi seyrediy..iki gelini bir getürecem karı,sen ölüsen köy ağlar,ben ölürsem cihan ağlar demiş...
(*** )1969 yaz tatili köydeyiz bizim tavuklara hastalık gelmiş hiç yumurta yok evde...elime sahan aldım ürüşan dayının evine gittim...Karısı Arzaan kızı kocarıya :abu yımırta alacam dedim .ürüşan dayı bobam para getü al diyor...yımırta alamadan eve geldim....
Yaşar ın ve benim matematik kitabındaki para resimlerini kestim. pekmezle yapıştırdım....aha getüdüm para dedim...kocarı paray cemberin ucuna çıkıladı...Kaçyumurta oluyo dediler...30 dedim sahanı doldudum eve geldim..
*** Dedem Kazım Özdemir( Havus) 32 yıl muhtarlık yapıyor, Hükümette veya karakolda işini yapıyor..Bunalan muhtara geliyor...
Hatip Hoca eski yazı okumuş tahsilli biri,çok değerli kitaplar var onda,yorumlar yapıyor......Dedem çok akıllı kurnaz biri işin nereye basacağını biliyo....Hala onunla ilgili olaylar anlatılır.....
Dedem kuzgışladan Rahmetli Cemal Baharı evlendürecek izinneme için kızı alıyo Taşovaya gidiyor...Manağın Ali Yaşar...Başkasına vercek...iplemeceye adam gönderiyo havusun önünü beklen kızı elinden alın diyo....ama dedem....planı seziyo...iplemeceden gelmiyo...harmancuktan geliyor...bekleyenler (cafer yaşar,Reşit şahin) sabah ışıyınca tekkenin ardından zoval çukuruna Ali nin yanına varıyolar,
Ali dayı gelmedimi lan havus diyo....gelmedi diyolar...üçü bizim oraya çıkyolar...onlar kapıdan girince dedem diyoki....bu gece ayazda donmadınızmı oğlum diyo....Ali dayı ev dolusu kahkahayı basıyo.....
*** Karlıkla ilgili yazı yazıpta gavur bozgunluğunda çete kurup köyü koruyan GÜCÜK HASAN (Hasan Güneş) ı anmadan geçemeyiz....
Topal Osmanın ordusu sopalan köyünün başında aydın yeri ne kadar geldiği dönemlerde,1 eylül 1921 de 52 eşkiya gavurun (isimleri bende var) 12 evi yakıp,Tuzcuoğullarından Zeynep isminde kızı dağa götürüp korkunç şekilde parçaladıkları,12 evi yaktıkları veAbdullah ve karısı emine veali osman vekişioğullarından şemsettin ile karısı emine,teberoğlu mehmet,necip çavuş,kurşuna dizilerek öldürülmesi ve köyden mal ve sığırların götürüldüğü ve Koca muhtar Tozlu Mustafa nın (mezarı bizim tarlanın kıyısında,ahlatın güneyinde) aktaşın yanında sacırağı kızdırıp boynuna geçirerek öldürmeleri...köyün hiddetini artırmış ve Gücük Hasan,Adil Çavuş ve Hatip Hoca dahil çete kurmuşlar...çoluk çocuk köyün karşısındaki porsuk ininde yatmış..evvelden dost yaşadıkları gavurlarla mücadele etmişlerdir.* Her köyü bozan gavurlar Karlığa girememişlerdir..
Ebemin dort kız diye bi kız çocuğunu yukarı salda mal güderken obalu ,sepetlülü çobanlar kovalamış. korkudan ödü büyüyen çocuğu ebem ev yaptırırken babadireğini (çatının ortasındaki direk) diktük dort kızcuvazım öldü diyodu.....
Askerliğini yarımcada yapan ve teskereden sonra tekrar yarımcaya gelen Osman ÇINAR (sofu) ilk olarak oraya yerleşmiş ve onun peşinden köyün hepsi bu uzak diyarlara iş umuduyla göç etmişlerdir....
Adil çavuş (Osman Ersoy dayımın babası) yemen çöllerinde savaşa katılmış 4 sene sonra gelmiş...parlayan taşları su zannedip koşuyorlarmış...sıcaktan ayakları pişmiş potinin önünü kesmiş askerler....iskarpit hastalığı olmuş, yemen de HUŞ dağı askerlerimize mezar olmuştur...Bugün söylenen burası muştur yolu yokuştur türküsü....
Burası HUŞ tur yolu yokuştur diye doğrusu söylenmeli.*Taşovada yolaçanlı Kamil ağa dereköylü ve diğer köylerden zenginler oturuyormuş.*Menteşin Gülağa sen kimsin deyince Bana da Karlıktan siyez zengini Gülağa derlerdemiş...Adamlar demişki Gülağa haklusun senin orda siyez oluyo sen onu ekiyon demişler
*** Kış gelmeden önce ağaçların çatal yerine pelit yaprağı destelenir yığma yığarlardı..Dağda ufak davarı olan herkezin yığması vardı..Kışın kurumuş yeşil yapraklı dallar sırtta eve getirilir ağılda verilirdi,koyun ve keçiler yaprakları kıpır kıpır yerdi..yığma çalusu da fırında ekmek pişirmeye yarardı....yaprağa tuzlu suyu süpürgeyle seperseniz daha iştahlı yerlerdi hayvanlar....Çıkrıkta yünden iplikler eğrilirdi,yünler önce yün tarağında taranırdı..evin iplik ihtiyacı çıkardı...çul dokuyacak kadınlar bu ipleri yumak yapardı,,yumağa çile denirdi....renkli yumaklar olurdu....Bostanların kıyısına kendir ekilir kendirden büyükbaş hayvanlara yular yaparlardı.. yuların ipi kevük denen ağaçtan çatal ile eğirirlerdi...Düğünlerde güyoğ(damat) heybesi dokurlardı,püsküllü ve kenarları boncukluydu heybenin....Misir ve buğday aşlığı el değirmeninde çekiliyordu...ekmek konulan beze ekmek dastarı denirdi..
*** Doktoru,ilacı olmayan bu köyde eskiden kar yağar yollar kapanırdı.6 ay uğultulu kış gecelerinde ocakta beklik yanardı(kalın pelit odunu).uzak diyarların ve seferberlik hikayelerinin hayallerini kurardık.
Asker anılarını dinlerdik.Radyo olmadığı için herşeyden habersiz yaşardı bu insanlar...İlacını da kendisi yapardı.Ağrıyan yere yağda kavrulmuş çöpür (keçi kılı)sarılırdı,Gözüne ağ inen malların gözüne cam dövülür toz haline gelince kağıt borudan gözüne üflenirdi.Ayağına paslı çivi batınca közün üzerinde inek yağı yakılır isine tutulurdu.koyunlar hasta olunca kan tutmuş derler kulağını keserler kan akıtırlardı.Yaralara yağlı katıran sürülürdü,Hıdrellez günü şeflü tekkesine gidilir.martaval bakırına su konur herkes içine bişey atar.dilek tutulur.suda kimin eşyasına rasgelirse onun kaderine sayılırdı....
Ekin biçenler aviyet için koluna desteyi kor size doğru uzatırdı.para verceksiniz.Evlere yıldırım düşmesin diye Meşegöbeği çakılırdı...kırmızı giyme şimşek yalar derlerdi...Şimşek çakınca SÜPHANALLAH. gök gürleyince TEKBİR getirirdik..
İt (köpek)uluması,baykuş ötmesi ve önünden karakedi geçmesi uğursuzlık sayılırdı...köpek uluyunca cenaze olacak derlerdi...Evde ıslık çalma fare çoğalır derlerdi...Boş beşiğisallamakta uğursuzluktur,Ateşe tuz atmak ta günahtı...Ramazanın 15 inde çocuklar ev ev dolaşır yiyecek toplar bir evde onu yerlerdi.Amin-Bayrak denirdi....
Evin önüne gelen çocuklar hep bir ağızdan ....Hay kayısı kayısı,dibine düşer eyisi,yağ olmazsa bal olsun,kadingeler sağolsun,yumurta verenin oğlu olsun, yağverenin kızı olsun, Hiç vermeyenin domuzdan çocuğu olsuuun.Amiiiin...derlerdi..
Dolu yağarken Allahım rızkımızı kesme manasında evin önüne ağaç kaşuk,sacırak, atılırdı....
Çocuk ayağını sürürse eve misafir gelecek derlerdi...Çıban olan yere haşlanmış soğan sararlardı...Yangunu ateşi olan hastaların ayağının altına acuk eşisi sürerlerdi..
Hasta çocukları sırtında geydoğan tekkesine götürürlerdi...aniden sararan bebekler kuş çaluğu oldu veya aydan aldı derlerdi....
İnek buzalayınca ağuz pişirilir komşulara dağıtılırdı...Kadınlar erkeğin önünden geçmezdi..Cenaze yıkanırken su selası verilirdi...acıklıydı herkes ağlardı...ilahi gibi iki veya tek kişi söylerdi..
Akkocanoğlu (Selim yılmaz eniştemin babası) en iyi su selası verirdi...Yükümü vurdular ardıma--sürdüler sırata doğru--sıratı tez geç dediler--geçtim ağlayu,ağlayu....Kara yerler kalın olur--kazdukça derin olur.....diye başlardı su selası..
*** Orta Karadeniz Canik dağları üzerinde kurulu bu yörenin yemekleri de farklı...ekmek olarak mayalekmek,işkeve,misir ekmeği,güdül,süremeç(taş kızdırılıp hamur üstüne yayılır taşın arkasına tekne evşünü dayanır ateşin karşısında pişer tadı çok farklıdır) şaplak,cızlak,fırıt ekmeği pişirilir...yemek olarak : Toyka çorbası-gendürme(keşkek)-misir çorbası--kara çorba-un çorbası-misir hellesi-kara helle-pancar aktarması-sarımsaklu pahla-erüklü nçorba-zovallı çorba-mıklama-gostil (patates)yahnisi-kelem çorbası-ekmek aşı-aş çorbası-sarımsaklu aş-töngel ezmesi-mivrik-buğday çorbası-yerpancarı-aşlıklu kabak-kabak dilimi-kül gömmesi (çörek)-eğşi çalkaması-hoşaf-akıtma ekmeği-dönderme (mayasız hamurdan)-Bişi (mayalı hamurdan)-cimcik aşı-galduruk dolması-kabuklu pahla.-misir aşlığından yapılan naneli misir toyka çorbası...aşluklu sirkem aktarması ....köyümüze ait bellibaşlı yemek çeşitleridir
*** Her ne edersen kendine edersin derlerya TİLTAN karı varmış...Gavurlarla iyi olduğumuz zamanlarda köyde onun oraya harmancuktan iki gavur gelmiş ...yemek yemişler...evel açlık varmış..Tiltan karı hamur yuğurmuş gavurlara ekmek pişirip torbalarına koyacakmış...Hamurun içine göztaşı katmış...zehirlesin diye....onlar ekmeği alıp köyden yukarı çıkınca yolda askerden dönen Tiltan karının oğluna raslamışlar..oğlu olduğunu gavurlar bilmiyo asker acıktım deyince ekmek vermişler...eve gelince Tiltan karınınoğlu ölmüş...Ondan sonra Tiltan karının iki lafından biri Kim ne ederse kendine eder diye söylenip duruyormuş.
***Karlık ve çevresi adete rum çetelerin çıynak yeri olmuş halka korku salmışlardır....Bunlardan TİLKİ lakaplı bir çetebaşı ,adamlarıylaHatip Hocanın evine gelmiş evde otururken Hacilin (Sabri çavuş,yani yavuz ünalın dedesi) ağılındaki davarları görmüşler şu tekeyi yiyek diyerek pencireden tüfekle eneme tekeyi vurmuşlar getirip yemişler...Bu kadar terbiyesiz ve şımarık olmuş rum çeteleri..
**Birde bu Köyün Tarihçesine Kısaca Göz Atalım **
KARLIK ve yöresi İsa peygamber doğmadan yani milattan (M:Ö:) 3000 yıl önce boştu.....2000 li yıllarda yani 2011 tarihinden 4011 yıl önce Hitit (ETİ) devleti ve imparatorluğu sınırları içinde kaldı...Başkentleri Çorum-Alacahöyük tü....
Yine M.Ö.1200-546 yılları arası Asurlular,Persler ve 395 ten sonra Bizans İmparatorluğu içinde yer aldı...Orta Asyadan gelen Oğuz türkleri yani selçukluların 1071 de Malazgirt ovasında Bizansları yenmesiyle kapılar Türklere açılmış oldu...Anadolu selçukluları adını alan bu türkler ve beylikler döneminde Karlık ve yöresi ERETNA (1335-1393) Devletinin himayesinde kaldı.TÜRKLER (.751 talas savaşı ile müslüman olmuşlar ve Anadoluya müslüman olarak girmişlerdir)Karlık köröğünde bulunan mezarlık büyük ihtimalle Eretna devleti himayesinde kaldığı döneme aittir.....
Yıldırım Bayezit Anadoluda birlik sağlamak için dağınık vaziyette kurulan beylik ve devletleri osmanlı devletine bağladı...ve Eretna devletine son verdi.Milattan sonra yani İsa Peygamberin doğumundan sonra 1393 te......Beylikler döneminde Trabzonda bulunan Rum Pontus Krallığı Karlık ve çevresini haritalarında gösterrmişlerdir.....Niksar başkent olmak üzere kurulan Danişmentliler (1072-1180) ve Melikşah döneminde Halkın eğitilmesi için gönül dostu şeyhler tekkelerde din eğitimi vermişler...Köyümüzdeki tekke 80 yıl kurban bağışları ile çevrenin yardımı ile yaşamış insanlara irşat görevini yapmıştır....Harmancuk ve Karagavurları iyice kendilerine mal eden rumlar Kilise yapmaya başlıyacakları sırada İngilizler Osmanlının madenlerini sömürmek için kendi piyonları yunanlıları kışkırdarak İzmire çıkardılar ve Kurtuluş Savaşı ve Rum bozgunluğu böylece başlamış oldu.....
Rumlar silah desteğini Merzifonda bulunan Amerikan koleji okul binasının alt ve bodrum katına stok edilmiş mühimmattan alıyordu...Karlığı 1 Eylül 1921 de basan Atlı 52 eşkiya buradan temin edilen silahlarla çevrede güç gösterisi yapmışlardır...Hatta cobu deresindeki çatışma 2 gün sürmüş ve bir teğmen rumlar tarafından vurulmuştur....uzun hikaye burada keselim
**KARLIK.....Ruhumda hüzünlü şarkı..çocukluğumun puslu günleri--Gittikçe uzaklaşıyor benden--Bir dağ köyünde-Karlıkta--Şekersiz,çaysız,yağsız günler-- Görkemli dağlar oturmuşlar sessiz--Çıt yok--Sadece--Bulutlar ve uçaklar geçer tepemden--Uğultuyla esen rüzgar--Mozart bestesi gibi--Beni alır götürür uzaklara--Seferberlik hikayeleri gibi yaralar--Pazartesi Taşovanın haftası--Babam akça ekmek getürecek--Boyalı şeker ve--Bir şişe gazyağı--Kerpeten resimli sabunları--Anam ipe dizip bacabaşına asıyor--Kurusun tez tükenmesin--Sabun geldi ya--Hele şükür kil ile çimmeyeceğiz--Küllü su sırtımı yakıyordu yunnakta--Meğer medeni dünya seyrediyormuş beni--Annakta (..ilyas özdemir 6.7.2001)
Evin adamı eğer sabun aldıysa sabun süreceksiniz. o sabunlar üzerinde kerpeten resmi olan ucuz sabunlar..ipe dizip sabunu bacabaşına asıyolar ki kurusun tez tükenmesin...herşey uzak,pazar uzak bu köye,bitince nasıl alınacak..söküğü dikmek için kelep ipvar.karalastik giyiyor kadınlar...önük dokuyolar,çul dokuyolar.*gümüşün gıruğunda bi ot var siyah çıkıyo rengi onunla önükleri boyuyolar.
bebekler beşikte yatıyor...altına höllük denen toprak koyuyorlar.toprağı taşı kızdırıp üstünde ısıtıyorlar..bebek üşümesin.erkek bebeklere sibek denen içi delik ağaçtan takıyolar..altını ıslatmıyo.o beşikte bağlı tenükeye akıyo....
ahırı temizlemek,petni ye saman dökmek inekleri sağmak,ekmek pişirmek,çöplük bulaşık,bakırlarla omuzlo ile su getümek her iş analara bakıyor...o nun için anaların hakkı ödenmez demişler herhalde...
özellikle bizim köyün anaları...bunca zahmetin içinde birde yokluk girince çok zordur yaşamak.....çaya şeker bulamayıp pekmez kattığımız ,yaz günü katık yok misir çorbasına eeşi kattığımız günler vardı..birde benim boğmaca öksürükten soluğu tıkanıp ölen 14 yaşında fatma diye kardeşim vardı.....
Karaptallu doktur diye bi adam elinde çantayla gelir..ilaç verirdi...çoğu evde şeker yoktu...kış günü bakırda sular donar, üstünden buzu kırıp içerdik.....vehasıl bir çiledir yaşam. ..ama herkes mutludur...ben en güzel uykularımı karlıkta uyudum.....Ana gibi yar bağdat gibi diyar olmaz.....doğru bir söz değilmi..
Hepsinden Allah razı olsun.Öl komşuyla,kal komşuyla demişler...
Ben bu insanlarsız edemem ki...Hatıram, geçmişm akrabam,köylüm onlar.....Aynı çamurda yürüdük aynı tastan çorba yedük...Karlıklı olmak gerçekten ayrı bir şey...Kim ne derse desin.Bu köy harika ...hoşcakalın